Gönderen Konu: Fizik Alanında Bilimsel Gelişmeler, Haberler...  (Okunma sayısı 11296 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı ide_ali_st

  • HİÇBİR ŞEY GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİLDİR!
  • GencSau Demirbaşı
  • ******
  • İleti: 1005
  • Site puanı: 19
  • AFFEDİLSE YALANLAR,NE FARKEDER!
Fizik Alanında Bilimsel Gelişmeler, Haberler...
« : Ağustos 17, 2007, 03:42:22 ÖS »
Bu sayfada fizik bilim dalı ile ilgili gelişmeler ve haberler yer alacaktır...
Konuyu Paylaş:
  facebook  twitter
Masum bir oyun değil bu,
Dar sokaklar korkutur.
Arkanı döndüğün anda,
Bedenim dimdik karşInda

Çevrimdışı ide_ali_st

  • HİÇBİR ŞEY GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİLDİR!
  • GencSau Demirbaşı
  • ******
  • İleti: 1005
  • Site puanı: 19
  • AFFEDİLSE YALANLAR,NE FARKEDER!
Ynt: Fizik Alanında Bilimsel Gelişmeler, Haberler...
« Yanıtla #1 : Ağustos 17, 2007, 03:45:51 ÖS »
ELEKTRİĞİ KABLOSUZ AKTARDILAR...

Bilim insanları, 60-watt’lık bir ampülü ünlü fizikçi Nikolay Tesla’nın mantığıyla 2 metre uzaktan yakmayı başardı.

Bilim insanlarına göre, geleceğin dünyası ‘kablosuz’ olacak. Teknolojik gelişim gelecek yıllarda veriyi kablosuz olarak iletmenin yollarını arıyor. Radyo telegrafın yerini aldı, cep telefonu da ev telefonunun yerini aldı. Şimdi de sıra elektrik ampüllerinde.

ABD’nin önde gelen üniversitelerinden Massachusetts Institute of Technology araştırmacıları, 60 watt’lık bir ampülü kablosuz olarak çalıştırdı. Sistem elektrik enerjisinin kablosuz olarak iletilmesini sağlıyor. Araştırma ekibi bu teknolojiye ‘WiTricity’ (kablosuz elekrik) adını verdi. Kablosuz elektrik aktarımı aslında yeni bir fikir değil, daha önce de çeşitli denemeler yapılmış, ancak istenen verim alınamamıştı, çünkü elektromanyetik enerji odada her yöne yayıldığı için küçük bir ampülün yanması için dahi gereken enerjiden çok daha fazlasının verilmesi gerekiyordu.

TESLA''NIN İZİNDE
MIT fizik profesörü Marin Soljacic, enerji aktarımı için elektromanyetik dalgaların belli kanalları takip etmesini sağlayacak yeni bir yöntem geliştirdi. Sistemin mantığı, enerjiyi dağıtan cihaz ile ampüldeki alıcının aynı frekansa ayarlanmasına dayanıyor. Soljacic’in mantığı bir anlamda Nikolay Tesla’nın kablosuz enerji iletim fikirlerini andırıyor. Tesla’da New York’ta bir kule kurarak elektrik enerjisini kablosuz olarak iletmeyi tasarlamıştı.

Uzmanlar, kablosuz elektrik aktarımı sayesinde gelecekte kabloların tarihe karışacağını öngörüyor. Kablosuz elektrik aktarımının bir diğer getirisi de, elektronik cihazlarda pil kullanımı ve buna bağlı toksik maddeler de tarih olacak, zira kablosuz elektrik aktarımı sayesinde pilli birçok cihaz ev elektriği ile çalışabilecek. Ancak Soljacic, sistemin günlük hayata girmesi için bir süre daha zaman olduğunu vurguluyor. Mevcut sistem, enerji aktarımında yüzde 40-45’lik bir verimle işliyor. Diğer bir deyişle, verici cihazdan çıkan elektriğin sadece yüzde 45’i alıcı ampüle ulaşıyor. Soljacic, sistem verimliliğinin en az yüzde 90’a çıkması gerektiğini belirtiyor. Bu hedef ise, Soljacic''e göre hiçte ulaşılmaz değil.

GÜNLÜK HAYATA GİRECEK
Kablosuz elektrik aktarımı alıcı ve verici arasına insan girdiğinde de işliyor; MIT uzmanları sistemin insan sağlığına bir zararı olmadığının altını çiziyor. Sistemin günlük hayata girmesinin önünde bir diğer engel de, verici cihazının büyüklüğü. Verici cihazlarındaki bakır aksam yaklaşık yarım metre çapında. Bilim insanları vericiyi küçültmenin yollarını arıyor. Ayrıca 2 metre olan aktarım mesafesinin birkaç metre’ye çıkarılması gerekiyor. Soljacic, tüm bu geliştirmelerin gelecek yıllarda başarılabileceğinden emin.

MIT ekibinin amacı gelecek günlerde dizüstü bilgisayarı kablosuz elektrik aktarımıyla çalıştırmak.

alıntı gazeteport
Masum bir oyun değil bu,
Dar sokaklar korkutur.
Arkanı döndüğün anda,
Bedenim dimdik karşInda

Çevrimdışı ide_ali_st

  • HİÇBİR ŞEY GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİLDİR!
  • GencSau Demirbaşı
  • ******
  • İleti: 1005
  • Site puanı: 19
  • AFFEDİLSE YALANLAR,NE FARKEDER!
Ynt: Fizik Alanında Bilimsel Gelişmeler, Haberler...
« Yanıtla #2 : Ağustos 17, 2007, 03:46:45 ÖS »
KARA MADDEDEN OLUŞAN HALKA TESPİT EDİLDİ...

ABD''li astronomlar, kainatın yaklaşık dörtte birini oluşturan kara (veya karanlık) maddeden oluşan bir halka tespit etti. Bu keşif, bu esrarengiz maddenin varlığını gösteren en çarpıcı kanıt oluyor.

Araştırma ekibinde yer alan Johns Hopkins üniversitesinden uzman James Lee, "Karanlık maddeyi, galaksiler ve gazlardan ayrı bir yapı olarak ilk kez tespit ettik" dedi.

ABD''li bilimadamı, "Görünmez olmasına rağmen, bu madde daha önce kainatın başka yerlerinde bulunmuştu. Galaksi kümelerini oluşturan sıcak gazlar ve galaksilerden bu denli ayrı olarak ise hiç gözlenmemişti" diye konuştu.

ABD''li astronomlar, Ağustos 2006''da iki galaksi kümesinin çarpışmasını gözlemlerken karanlık maddenin varlığını tespit ettiklerini açıklamıştı.

''Hubble'' teleskopu sayesinde keşfedilen karanlık madde halkasının çapı 2.6 milyon ışık yılı olarak hesaplandı.

Kuşak, yerden 5 milyar ışık yılı ötedeki ''ZwC100024 1652'' galaksi kümesinde bulunuyor. Işık, bir yılda yaklaşık 9.5 trilyon km yol alıyor.

Bilimadamlarına göre, kainatın yüzde 70''i kara (karanlık) enerji, yüzde 25''i kara (karanlık) madde, kalan yüzde 5''i de bildiğimiz sıradan maddeden oluşuyor.

Işık, bir yılda yaklaşık 9.5 trilyon km yol alıyor.
Masum bir oyun değil bu,
Dar sokaklar korkutur.
Arkanı döndüğün anda,
Bedenim dimdik karşInda

Çevrimdışı ide_ali_st

  • HİÇBİR ŞEY GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİLDİR!
  • GencSau Demirbaşı
  • ******
  • İleti: 1005
  • Site puanı: 19
  • AFFEDİLSE YALANLAR,NE FARKEDER!
Ynt: Fizik Alanında Bilimsel Gelişmeler, Haberler...
« Yanıtla #3 : Ağustos 17, 2007, 03:47:56 ÖS »
FİZİKÇİLER IŞIK HIZINI BİLE GEÇTİ!...

Efsane fizikçi Einstein''ın düşünü Fransız uzmanlar gerçekleştirdi. Işığın en küçük parçacığı sayılan foton, ilk kez doğumundan ölümüne dek izlenebildi

Fransız fizikçiler, ışığın en küçük parçacığı fotonu doğumundan ölümüne kadar izlemeyi başardı. Nature dergisinde yayımlanan çalışmayı gerçekleştiren uzmanlar, 20. yüzyılın en büyük teorisyeni kabul edilen Albert Einstein''ın fotonu yakalama hayaline çok yaklaştıklarını açıkladı. Fizikçiler, deneyde iç duvarları süper-iletken aynayla donatılmış özel bir ''kutucuk'' kullandı. Fotonlar kutucukta ortalama 0.13 saniye kaldı. Paris''teki Kastler Brossel laboratuvarından Jean-Michel Raimond, fotonları tespit etmenin aslında kolay olduğunu söyledi: "Gözün yaptığı, fotonun ölüm sonrası analizidir. Oysa biz laboratuvar şartlarında canlı analiz edebildik. Yani yaşarken gördük." Madde ve elektromanyetik ışıma parçacıklarının özelliklerini paylaşan fotonlar, ışık hızıyla hareket ediyor. Bu da onları incelemek isteyenlerin işini zora sokuyor. Dâhi teorisyen Einstein, "Bir fotonu bir kutucuğa koyup tartın. Bileceksiniz ki, foton orada" diyordu. Fransız fizikçi Raimond da Einstein''in söylediğine en yakın deneyi yaptıklarını söylüyor.

Deneysel fizikte başarı Uzmanlar fotonları saymak için parçacıkların yaydığı enerjiyi ölçen dedektörler kullanıyor. Parçacıklar dedektöre çarpınca enerji açığa çıkıyor ama çarpışmayla foton da yok oluyor. Bu nedenle fotonun çeşitli evrelerde nasıl tespit edileceği bilinmiyordu. Ekip kutucuğa her biri duvar saati gibi çalışan rubidyum atomları gönderdi. Elektronlar da sarkaç görevini gördü. Elektrik alanı zayıf olsa da foton, sarkacın salınımını yavaşlattı. Ekipten Ferdinand Schmidt-Kaler''e göre, deney, verilerin ışıkta depolanıp yönlendirilebileceği ''kuantum bilgisayarları''nın geliştirilmesi yolunda bir adım. Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Metin Arık, deneyi şöyle yorumladı: "Işığı, hızından dolayı izleyemeyiz. İzleyecek kadar yakalayabilmemiz için yansıtmak gerekir. Ama bir odada ışığı kapattığınızda hemen yok olur, izi kalmaz, emilir. İşte bunu izleyebilmek için Fransız fizikçiler duvarları süper iletken aynayla kapladılar. İzleme yöntemini de değiştirerek fotonları yok etmeden, onların atomlar üzerinde bıraktığı etkiyi ölçerek fotonu izlemeyi başardılar. Böylece ışık parçacığının, yani fotonun tüm hareketini izlediler. Bu, deneysel fizik alanında önemli bir başarıdır."
Masum bir oyun değil bu,
Dar sokaklar korkutur.
Arkanı döndüğün anda,
Bedenim dimdik karşInda

Çevrimdışı zeyno_no

  • Harbi GencSau lu
  • *****
  • İleti: 590
  • Site puanı: 135
Ynt: Fizik Alanında Bilimsel Gelişmeler, Haberler...
« Yanıtla #4 : Ağustos 17, 2007, 03:59:56 ÖS »
ilginç bilgiler için teşekkürler..

Çevrimdışı ide_ali_st

  • HİÇBİR ŞEY GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİLDİR!
  • GencSau Demirbaşı
  • ******
  • İleti: 1005
  • Site puanı: 19
  • AFFEDİLSE YALANLAR,NE FARKEDER!
Ynt: Fizik Alanında Bilimsel Gelişmeler, Haberler...
« Yanıtla #5 : Ağustos 17, 2007, 04:12:22 ÖS »
METEORU BULANA 50.000 DOLAR...

Apophis’in, 2029’da Dünya’ya ne kadar yaklaşacağının şimdiden tahmin edilmesi güç, meteorun ayrıca Dünya yörüngesindeki Uluslararası Uzay İstasyonu başta olmak üzere diğer uydulara da çarpma ihtimali düşük, ancak bilim insanları düşük de görünse her türlü ihtimali hesaplamak zorunda. Planetary Society adına BBC’ye bir demeç veren Bruce Betts, bir meteorun Dünya’ya çarpmasının düşük bir ihtimal olduğunu, ancak çarpması halinde yaratacağı etkinin büyüklüğü nedeniyle bu konunun her zaman gündemde kaldığını vurguladı.

‘YA OLURSA’ İHTİMALİNE 50.000 DOLAR
Betts, yer teleskoplarının Apophis’in Dünya’ya çarpma ihtimalini ‘neredeyse sıfır’ olarak gösterdiğini, “Ancak Planetary Society olarak işin sağlama almak istediklerini” ifade etti. Betts yarışmanın amatör astronomi meraklıları arasında ilgi yaratacağını belirterek, “Meteorun rotasının bulunması birçok yöntem var, ancak yarışma sayesinde yeni yöntemler dahi keşfedilmesini umuyoruz” diye konuştu. Yarışma yoluyla ayrıca uzay konularına ilginin artırılması hedefleniyor. 
 

The Planetary Society’nin düzenlediği yarışmaya NASA, Avrupa Uzay Dairesi ESA, Uzay Kaşifleri Birliği (Association of Space Explorers), ABD Uzay Havacılık Estitüsü (American Institute of Aeronautics and Astronautics) ve Üniversitelerarası Uzay Araştırmaları Birliği (Universities Space Research Association) de destek veriyor. Aday projeler bu kurumlar tarafından değerlendirilecek.

BBC
NTV-MSNBC
Masum bir oyun değil bu,
Dar sokaklar korkutur.
Arkanı döndüğün anda,
Bedenim dimdik karşInda

Çevrimdışı ide_ali_st

  • HİÇBİR ŞEY GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİLDİR!
  • GencSau Demirbaşı
  • ******
  • İleti: 1005
  • Site puanı: 19
  • AFFEDİLSE YALANLAR,NE FARKEDER!
Ynt: Fizik Alanında Bilimsel Gelişmeler, Haberler...
« Yanıtla #6 : Ağustos 17, 2007, 05:21:29 ÖS »
ZAMAN MAKİNESİ MÜMKÜN MÜ?...

Zamanda yolculuk, edebiyatta ve sinemada sıklıkla işlenen konular arasında yer alır. Herbert George Wells’in klasikleşen “Zaman Makinesi” kitabı da “Geleceğe Dönüş” filmleri de aynı konuyu işlemişlerdir. Ancak acaba zamanda yolculuğun bilimsel bir temeli var mı? ABD’li bilimadamı Prof. Ronald Mallett, bunun mümkün olabileceğini söylüyor.

Prof. Mallett, “Zaman Gezgini” adlı bir kitap kaleme alarak zamanda yolculuk hayaline ulaşma mücadelesi ile geçen hayatını da anlattı.

1950’lerde New York’un Bronx ilçesinde yetişen Mallett, o yıllarda da zaman yolculuğu konusuyla çok yakından ilgiliymiş. Ronald Mallett, babası ani bir kalp krizinden öldüğünde sadece on yaşındaymış. Onu avutan tek şey, bilim kurgu imiş. Ronald Mallet o yıllarla ilgili olarak şunları söylüyor:
“Babamın ölümünden bir yıl sonra Herbert George Wells’in “Zaman Makinesi” kitabı elime geçti. Beni depresyondan kurtaran şey oydu. Çünkü bana ilham vermişti. Şunu düşünüyordum: Eğer bu kitaptaki gibi bir zaman makinesi yaparsam, geçmişe dönebilecektim; geçmişe dönersem de babamı yeniden görebilecek, başına gelecekler konusunda onu uyarabilecek ve belki de onu kurtarabilecektim. Bu yüzden de bu iş bende bir takıntıya dönüştü.”

Aradan 50 yıl geçti ve Mallett bilimsel alanda derinleşti. Şu anda Connecticut Üniversitesi’nde Fizik Profesörü.

Yıldızlar ve gezegenler gibi büyük nesnelerin hem uzayı hem de zamanı bükebildikleri biliniyor. Prof. Mallett ve diğerleri içerdiği enerjiden dolayı ışığın da böyle olduğuna, onun da uzay-zaman döngüsünü bükebileceğine inanıyor.

Buna göre, çok güçlü bir lazer halkası oluşturulup bu ışık girdabının içine nesneler -ya da bir gün belki bir insan- konulduğunda, makinenin içindeki görüntüyü zaman içinde geriye veya ileriye doğru izlemek mümkün olabilecek.

“Niyetimi uzun süre gizledim”
Prof. Mallett, “Göreceğiniz şey, içinde kesişerek devasa bir ışık tüneli oluşturan lazer demetlerinin bulunduğu bir silindir olacak. Bir ışık girdabının çevresinde döndüğü bir tünel hayal edin.” diyor.

Zamanda yolculuk aslında fazlasıyla bilim kurgu kokan bir kavram. Bu nedenle Dr. Mallet, rakiplerince dalga geçilmemek için gerçek niyetini uzun süre gizlemiş.

Ancak bir yazar ve astronom olan Dr. David Whitehouse, bilim dünyasının Mallett gibilere ihtiyacı olduğunu söylüyor ve “Ayrıca yanılmak da evreni araştırmanın bir parçasıdır” diyor.

Bununla beraber bu çalışmanın işe yaramayacağını söyleyenler de az değil. “Öyle ise neden günümüz de gelecekten gelen ziyaretçilerle dolu değil” diye soruyorlar. Bu noktadan itibaren ise “büyükbaba paradoksu” başlıyor.

David Whitehouse “Örneğin zamanda geri gidip büyükbabanızı ya da babanızı öldürseydiniz, siz varolmayacaktınız. Zaman çizgisini değiştirmek bir paradokstur. Bu noktadan itibaren de insanlar zaman yolculuğunun imkansız olduğunu söyleyenler ile evrenin tüm olasılıklara göre parçalara bölünebildiğini söyleyenler arasında ikiye ayrılıyor.” diyor.

Prof. Mallett artık babasıyla görüşemeyeceğini kabul etmiş. Işık girdabını tamalamayı başarsa bile, makinenin ilk çalışmasında kendisini istediği kadar geriye götüremeyeceğini söylüyor. Ancak zaman yolculuğunun bir gün gerçekleşeceğinden emin. Mallett şunları söylüyor:
“Hangimiz geçmişimizde birşeyleri değiştirmek istemedik? Acaba neler olurdu bunu yapabilseydik? Sevdiğim kişiye “o arabaya binme” veya “o uçakla gitme” diyebilseydim nasıl olurdu? Bence bu durum, geçmişi değiştirme ya da daha sonra neler olacağını, yüz yıl, iki yüz yıl sonrasında yaşanacakları bilme arzusu hepimizin içine işlemiştir. Bu bence çok temel bir arzudur.”
Masum bir oyun değil bu,
Dar sokaklar korkutur.
Arkanı döndüğün anda,
Bedenim dimdik karşInda

Çevrimdışı ide_ali_st

  • HİÇBİR ŞEY GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİLDİR!
  • GencSau Demirbaşı
  • ******
  • İleti: 1005
  • Site puanı: 19
  • AFFEDİLSE YALANLAR,NE FARKEDER!
Ynt: Fizik Alanında Bilimsel Gelişmeler, Haberler...
« Yanıtla #7 : Ağustos 17, 2007, 05:24:49 ÖS »
LEVİTASYON'UN SIRRI ÇÖZÜLDÜ...

Fizikçiler, kuvantum kuvvetiyle cisimlerin birbirine yapışmasına neden olan ‘Casimir kuvveti’ni manipüle ederek, cisimleri fiziksel bir etki olmadan havaya kaldırmanın inanılmaz yollarını yarattıklarını açıkladı.

1948’de keşfedilip ilk kez 1997’de ölçülen Casimir kuvveti, bir kertenkelenin yüzeye sadece tek bir parmağının ucuyla yapışabilme becerisinde görülebilir. Saint Andrews Üniversitesi’nden Prof. Ulf Leonhardt ve Dr. Thomas Philbin ise artık Casimir kuvvetini, bir cismi vakumla çekmek için değil geri püskürtmek için kullanabileceklerin i söylüyor.

New Journal of Physics’in Ağustos sayısında yazan Leonhardt’ göre, ‘Casimir kuvveti nano dünyasındaki, özellikle de bazı mikro-elektromekanik sistemlerdeki sürtünmenin nihai sebebi. Kuvvet manipüle edilebilirse mikro ve nano makineler daha pürüzsüz ve daha az ya da sıfır sürtünmeyle çalışabilir.’

İngiliz bilim insanı, nano dünyasında sürtünmeyi azaltmak için son çözümün doğanın yapışkanlığını geri püskürtmeye çevirmek olduğunu; birbirine yapışmak yerine mikromakinelerin parçalarının fiziksel bir etki olmadan havaya kaldırılacağını da sözlerine ekledi.

Fakat kuantum kuvveti küçük olduğundan ve sadece dar alanlarda etkili olduğundan bu yöntem sadece mikro cisimlerde uygulanabiliyor. Bilim insanları, bu olayın hava yastıklarından bilgisayar çiplerine kadar çok çeşitli günlük aletin performansını geliştirebileceğini belirtiyor. Ancak Leonhardt’a göre insanların fiziksel bir etki olmadan havaya kaldırılması prensipte mümkün olsa da, bu olayın gerçekleşeceği gün bugünden çok uzakta.
Masum bir oyun değil bu,
Dar sokaklar korkutur.
Arkanı döndüğün anda,
Bedenim dimdik karşInda

Seo4Smf Tagleri:
 


Facebook Comments